Kolesterol Nedir? Baş Dönmesi Yapar Mı?

Başta baş dönmesi olmak üzere birçok sağlık problemine sebep olan kolesterol, hiç şüphesiz vakit kaybetmeden kontrol altına alınması gereken bir maddedir.

Kolesterol Baş Döndürür Mü?

Eksikliğinde sinir sistemi, sindirim sistemi ve cinsel hayatta birtakım problemlere yol açan kolesterol; üretimi karaciğerde yapılan, başta hormon sistemi olmak üzere vücut dokularının tümünde rol alan ve yapı olarak yağ moleküllerine benzeyen bir madde olarak tarif edilebilir. Karaciğerde üretilen kolesterole ek olarak insan vücudu et, süt ve süt ürünlerinden bu maddeye olan ihtiyacını karşılayabilir. Kolesterol bulunan besinlerle ilgili üzerinden durulması gereken nokta; meyve ve sebzelerde bu maddenin bulunmadığıdır.

Kolesterol maddesi ile ilgili genel bir tanım yaptıktan sonra hiç şüphesiz kolesterol hastalığından kısaca bahsetmek ve hastalığın önemli etkilerinden biri olan felç yani halk arasında inme olarak nitelendirilen durum etrafında gelişen “Kolesterol baş döndürür mü ?” sorusunun yanıtını aramak, konu bütünlüğü açısından faydalı olacaktır.

Kolesterol temel itibariyle;

  • İyi Huylu Kolesterol – HDL
  • Kötü Huylu Kolesterol – LDL

olmak üzere ikiye ayrılır. 

Toplum arasında damar sertliği olarak bilinen hastalığın temel etkenlerinden biri olan LDL’nin hiç şüphesiz kontrol altında tutulması gerekir. Burada değinilmesi gereken nokta; bireyin sağlık durumuna göre tolere edilebilir kolesterol değerlerinin değişkenlik göstereceğidir.

Örneğin; kalp ve damar hastalığına sahip olduğunun teşhisi konulan bir bireyde LDL değeri 100 ve altı için kabul edilebilirken, risk taşıyan bireylerden bu sayı 130 olarak kabul edilmiştir. Üzerinde durulması gereken bir nokta da; damar sertliğinin yalnızca kalp ya da beyin değil, vücudun herhangi bir bölgesinde görülebileceğidir. Bunun nedeni ise; ilk paragraflarda da ifade edildiği gibi kolesterolün vücut dokularının tümünde yer alan bir madde olmasıdır.

Kötü huylu kolesterole sahip olan ve gerekli önleyici faktörleri devreye sokmayan bireylerde “Kolesterol baş döndürür mü?” sorusu kritik bir yanıt taşır. Bu soru etrafında gelişen yanıtın bu denli kritik önem taşımasının nedeni; hastanın beyin felci geçirme ihtimalidir. Beyin dokularına giden kan miktarının azalması yahut damarın tümüyle tıkanması halk arasında inme olarak ifade edilen beyin felcinin oluşumunun temel nedenidir. Beyin felci oluşumu öncesinde ise hastada görülen temel semptomlardan bir tanesi de ani baş dönmesidir.

Üzerinde durulan soru kapsamında değerlendirilmesi gereken bir bakış açısı da, yüksek tansiyon ile kolesterol arasındaki yüksek korelasyon ilişkisine bağlı olarak gelişen baş dönmesi durumudur. Uzmanların görüş birliği ettiği nokta; hipertansiyon ve kolesterolün artışının temel nedenlerinin birbiriyle hayli benzer olmasının da etkisiyle bu iki hastalığın temelinde birçok ortak noktanın yattığı şeklindedir. Dolayısıyla ön planda hipertansiyon nedenli olarak gelişen ataklarda dikkat çeken bir semptom da baş dönmesidir. Bu ataklar içerisinde baş dönmesi zaman zaman şiddetli bir faktör olarak ön plana çıkarken, bazen de arka planda kalır. Burada şüphesiz beyinde hangi damarın sertleşme problemi ile karşı karşıya kaldığı belirleyici rol oynar. 

Baş dönmesine ek olarak gelişen semptomları şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Baş ağrısı ve sinirli bir ruh haline bürünme.
  • Odaklanamama problemi ve zihinsel aktivitenin sekteye uğraması.
  • Uyku düzeninin bozulmasına bağlı olarak görülen yorgunluk hali.

Yalnızca baş dönmesi semptomu değil, görüldüğü üzere diğer semptomlar da hastanın yaşam kalitesi üzerinde doğrudan bir olumsuz etkiye sahiptir. Bu bağlamda bakıldığında çoğu zaman düzensiz periyotlarla ortaya çıkan bu atakların iyi takip edilerek uzman hekim kontrolüne başvurmanın gerekliliğinin altını şüphesiz kalın çizgilerle çizmek gerekir.

Kolesterolün Kontrol Altına Alınması

Bir önceki paragraflarda da ifade edildiği gibi kolesterol, başta baş dönmesi olmak üzere birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasında rol oynar. Bu problemlerin temelinde ise; LDL’nin damar iç çeperlerinde plak oluşumuna sebebiyet vererek ortaya çıkarttığı damar sertliği yatar. Tüm bunlara bakıldığında  hiç şüphesiz kötü huylu kolesterol kesin bir şekilde kontrol altında tutulması gereken bir maddedir.

LDL’nin tolere edilebilir bir düzeye gelmesi amacıyla ilk olarak hastanın yaşam tarzında birtakım değişiklikler yapılır ve daha sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş öngörülür. Burada düzenli egzersiz yapmak, taze sebze ve meyve tüketimi, kilo problemi olan hatalarda uygulanan diyet programları sağlıklı bir yaşam tarzının temelini oluşturur. 

Yaşam tarzında yapılan değişikliklere rağmen kolesterol seviyesi uygun görülen düşüşü gösteremediyse ilaç tedavisi tercih edilir ve yeni bir tedavi programı planlanır. Uzman hekimlerin bu noktadaki görüşü; ilaç tedavisinin bireyin yaşam tarzında yapacağı değişimler ile desteklenmediği takdirde istenilen etkiyi göstermeyeceği şeklindedir. Dolayısıyla kolesterolün kontrol altına alınmasını kapsamlı bir faaliyet olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.



Makale beğendiniz mi? Çok kötüKötüOrtaİyiÇok iyi (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...

© 2019 – Beyin Hastalıkları ve Tedavisi. Tüm Hakkı Saklıdır.

Okumakta olduğunuz makaleler bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sizin için en doğru ilaç kullanımı ve tedavi yöntemi ancak uzman bir doktorun yapacağı kontroller sonucunda belirlenebileceği gibi uygun diyet diyetisyen kontrolü altında uygulanmalıdır.