Baş Dönmesi ve Kulak Çınlaması Neden Ortaya Çıkar?

Çoğunlukla iç kulaktaki problemlere bağlı olarak baş dönmesi ile eş güdümlü ortaya çıkan kulak çınlaması, gerekli önlemler alınmadığı takdirde şiddeti artan periyotlarla tekrar etmeye devam eder.

Baş Dönmesi ve Kulak Çınlaması Nedenleri

Toplum arasında baş dönmesi kulak çınlaması olarak adlandırılan problem, tıp literatüründen vertigo ve tinnitus şeklinde isimlendirilir. Problemin geneline bakıldığında; ilk görüldüğü anda gerekli önlemler alınmadığı takdirde tekrarla periyotu ve şiddeti artar ifadesini kullanmak yanlış olmayacaktır.

 Kulak çınlaması ile baş dönmesi arasındaki ilişkinin tam manasıyla kavranması adına vücut denge sisteminde beyincik ve beyin sapı ile  birlikte görev alan iç kulağın çalışma sisteminden bahsetmek gerekir. 

İç kulakta dönme ve doğrusal olmak üzere iki tür hareket algılama sistemi bulunur. İnsan kafası hareket halinde olduğunda aynı anda iç kulakta birikmiş olan sıvı da hareket ederek, vücut dengesinin sağlanmasına katkı sağlar. İç kulakta çeşitli nedenlerden ötürü bir sorun ortaya çıktığı takdirde bu durum doğrudan beyine, oradan da göz sinirlerine giderek baş dönmesinin oluşmasına sebebiyet verir. Oluşan bu baş dönmesi de çoğu zaman çınlama durumu ile ilintili bir şekilde görülür.

Tüm bunlara bakıldığında vücut dengesinin bozulması ile çınlama durumu arasında yüksek bir korelasyon olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim uzmanlar tarafından yapılan araştırmalarda, baş dönmelerinin % 70 gibi önemli bir kısmının iç kulağa bağlı problemler etrafında geliştiği tespit edilmiştir. İç kulakta meydana gelerek baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep olması muhtemel problemleri şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • İleri derece damar tıkanıklıklarında iç kulağa kan gitmeme durumunun ortaya çıkması.
  • Kafatasına alınan darbeye bağlı olarak ortaya çıkan travma sonrası beyindeki denge noktalarının ve iç kulağın zedelenmesi ve pozisyon değişikliklerinden bireyin şiddetli baş dönmesi hissetmesi.
  • Özellikle vücut bağışıklık sistemini etkileyecek düzeyde ağır geçirilen gribal enfeksiyonlar sonrası iç kulak zarının zedelenmesi yahut yırtılması.

Görüldüğü üzere iç kulağın genel çalışma sistemini sekteye uğratacak tüm etkenler, denge kaybı ile ilintili olarak ortaya çıkan kulak çınlamasına sebebiyet verebilir. Öyle ki bu durum yaşlılarda işitme kaybına dahi neden olabilir.

Özellikle sessiz ortamlarda belirgin bir hal alan kulak çınlaması, tek kulakta görülebileceği gibi her iki kulakta birden de ortaya çıkabilir. Burada bir önceki paragrafta da belirtildiği gibi özellikle yaşlıların bu konuda hayli dikkat olması ve baş dönmesi ile görülen kulak çınlamasının asla göz ardı edilmemesi gerekir. Dolayısıyla bu aşamada yaş faktörü etkisinde gelişen probleme ayrı bir parantez açarak değinmek, konunun tüm detaylarıyla ele alınması yönünden faydalı olur.

Çoğunlukla hipertansiyon yani yüksek kan basıncı problemi yaşayan bireylerde görülen baş dönmesi ve kulak çınlaması, aniden yapılan hareketlerde kendini belirgin şekilde gösterirken, zaman zaman kulak çınlamasına kusma da eşlik edebilir.

Özellikle beyincik ve beyin sapının hassas denge noktalarına temas eden etkenlerde, sallantının şiddetinin kati suretle arttığının altı çizilmelidir.

Hastalığın Nedenleri ve Tedavi Teknikleri

denge kaybı ile ilintili olarak gelişen kulak çınlaması probleminin tedavi tekniklerinden bahsetmeden önce hiç şüphesiz hastalığın nedenlerine değinmek gerekir. Problemi doğuran nedenleri genel itibariyle şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • İç kulaktaki denge merkezinin çeşitli nedenlerden ötürü deformasyona uğraması.
  • İç kulak geri emilim mekanizmasının bozulması.
  • Denge merkezlerinde görülen tümörler.
  • Yaşlılığa bağlı olarak damar elastikiyetinin kaybolması ve tüm bunların yanında hipertansiyonun varlığı.
  • Şiddetli geçirilen gribal enfeksiyonlar neticesinde kulakta gelişen basınç ve denge problemi.

Görüldüğü üzere problem üzerinde etki sahibi olan birçok faktör vardır ve bu faktörler içerisinde özellikle baş dönmesinin yanında görülen kulak çınlamasında iç kulak büyük bir etkiye sahiptir.

Problemin ortadan kaldırılması noktasında ilk olarak bilinmesi gereken; sorunun hangi etkenlerden ötürü ortaya çıktığının tam anlamıyla kavranmasıdır. Örneğin; kafatasına alınan şiddetli darbeler sonucu iç kulağın yapısının etkilenmesi ile ortaya çıkan baş dönmesi ve çınlama durumuna yapılacak müdahalenin temelinde; iç kulaktaki kan dolaşımının ilaçlar yardımıyla arttırılması yatar. 

Vücudun dengesinin bozulması ve çınlama probleminin ortaya çıkartan bir diğer etken; denge sinirlerinde gelişen ve nörinom olarak adlandırılan iyi huylu tümörlerdir. Bu tip iyi tümörlerde işitme kaybının da ortaya çıkma ihtimali hayli yüksektir. Uygulanacak tedavide;

  • Tümörün bulunduğu konum ve büyüklüğü.
  • Tümörün hangi hızla büyüdüğü.
  • Bireyin kaç yaşında olduğu ve vücudun ne ölçüde sağlıklı olduğu.

faktörleri göz önünde bulundurularak takip yahut cerrahi müdahale seçenekleri değerlendirilir.

Dengesizlik ve çınlama ile ilgili değinilmesi gereken son etken; iç kulakta endolenf yani sıvı basıncının artmasıdır. Geri emilim mekanizmasındaki işlevsizlikler nedeniyle ortaya çıkan bu durum, iç kulakta tıkanıklığa ve basınç artışına neden olarak çoğunlukla tek kulak üzerinde tesir eder. Diğer etkenlerden ayrı olarak bu etken etrafında gelişen atakların düzensizliği dikkat çeker. Problemin tedavisinde cerrahi müdahaleler uygulanabileceği gibi tıbbi alternatifler de dikkate alınır. İç kulakta devre dışı kalan sıvı dolaşımını tekrar sağlayarak basıncının azalmasının önünü açmak amacıyla ilaç ya da cerrahi müdahale ile denge merkezinin yok edilmesi dahi gündeme getirilebilir. Burada uygulanabilmesi muhtemel iki tip cerrahi müdahale vardır;

  • Duyma ve vücut dengesi faktörlerini dikkate alan.
  • Duyma ve vücut dengesi faktörlerini dikkate almayan.

Eğer bireyde işitme kaybı gerçekleşmiş ise fonksiyonları dikkate almayan bir teknik uygulanarak denge merkezi tahrip edilir ve sağlıklı bir şekilde faaliyet gösteren kulaktaki denge merkezi işleyişte tümüyle pay sahibi olmaya başlar. Diğer seçenekte ise kulak içi streoid kullanımı gelişen teknoloji ile en sık tercih edilen tedavi metodu olma özelliğini kazanmıştır. Streoidlerin tüm vücudu etkisi altına almasının önüne geçen bu yöntem ile problem kontrol altına alınamadığı takdirde tahrip edici tedavi teknikleri masaya yatırılır.

Problemin vücut sinir sistemi ve iç kulak basıncı ile doğrudan ilişki içerisinde olduğu göz önünde bulundurulursa; sinir sisteminin yatışmasını sağlayacak hafif egzersizlerin ve bol sıvı tüketiminin hastanın kendi inisiyatifi altında alabileceği önlemler olduğunun altını çizmek gerekir. Buna ek olarak; ani hareketlerle şiddetlenen baş dönmesi ve kulak çınlamasının önüne geçilmebilmesi adına bireyin uyku düzenine dikkat etmesi ve işitme problemini tetikleyecek ortamlardan uzak durması gerekir.

Kulak Ağrısı Baş Döndürür Mü?

 Bu noktada şüphesiz üzerinde durulması gereken bir konu da “Kulak ağrısı baş döndürür mü ?” sorusunun yanıtıdır. Bir önceki paragraflarda sıkça ifade edildiği gibi denge bozulmasıyla ortaya çıkan çınlama durumu büyük ölçüde iç kulaktaki yapısal bozulmalardan kaynaklanır. Dolayısıyla bu yapıda ortaya çıkan problemlerin kulak ağrısına neden olacağını göz önünde bulundurarak, “Kulak ağrısı vücut dengesini etkiler mi?“sorusunun yanıtına kesin bir şekilde evet demek mümkündür.

Baş dönmesinin hangi nedenden ötürü ortaya çıktığı tespit edilirken yüzeysel bir kulak muayenesinde hekimin işinin hayli zor olduğunu söylemek gerekir. Yalnızca, orta kulak iltihabının kulak içinde oluşturduğu baskı iç kulağı etkiliyor ve bu durum da çınlama ile birlikte vücutta denge kaybına sebep oluyor ise tespit kolaylaşır. İltihap durumu ile bir önceki paragrafta yanıtı aranan soru arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkündür. Özellikle gribal enfeksiyonlarla eş güdümlü olarak ortaya çıkan  bu iltihaplar bireye oldukça acı verici bir sürecin önünü açar. Öyle ki, şiddet düzeyine bağlı olarak kulak zarının yırtılması yahut deformasyona uğraması da mümkündür. 

Bireyde anormal göz hareketleri gözleniyor ise bu durumda baş dönmesinin kulak kaynaklı olma ihtimali hayli kuvvetlidir ve odiometre,MR ve röntgen kullanılarak gerekli tetkikler yapılır. Bu tetkiklere ek olarak hekimin inisiyatifiyle birlikte hastaya kan tahlili uygulanması da muhtemeldir. Çeşitli araçlarla yapılan testlerde amaç bir bakıma da durumun ciddiyetini tümüyle kavramak ve tümör ihtimaline karşın ön zemin hazırlamaktır.

Tüm bunlara bakıldığında; özellikle ani hareketler yaptıktan sonra baş dönmesi yaşayan ve ilerleyen periyotlarla bu denge bozukluğuna çınlama da eklenen bireylerin vakit kaybetmeden gerekli önlemleri alması gerekir.



Makale beğendiniz mi? Çok kötüKötüOrtaİyiÇok iyi (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...

© 2019 – Beyin Hastalıkları ve Tedavisi. Tüm Hakkı Saklıdır.

Okumakta olduğunuz makaleler bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sizin için en doğru ilaç kullanımı ve tedavi yöntemi ancak uzman bir doktorun yapacağı kontroller sonucunda belirlenebileceği gibi uygun diyet diyetisyen kontrolü altında uygulanmalıdır.